22.10.2017
16.02.2012 18:04

Fatih Yıldız
Sosyolog
fatihyildiz1976@hotmail.com

“En Kusursuz Aşağılık Dönek”

Stefan Zweig’ın “Fouché/Bir Politikacının Portresi” adlı eseri, insanlığın görüp göreceği en namussuz, en dönek siyasetçilerden birinin hayatını anlatıyor. Napolyon’un “hayatımda tanıdığım en kusursuz aşağılık dönek” dediği Joseph Fouché 1759’da bir liman şehri olan Nantes’da dünyaya gelir. Köle ticareti yapan denizci bir aileye mensuptur. Fakat Fouche’yi deniz tutuyor ve o kendini on yıl hizmet edeceği kilisede buluyor. Bu dönemde siyasî hayatında işine yarayacak çok şey öğreniyor. Bir yılan kadar soğuk kanlı olan Fouché bu özelliğini siyasette kullanmayı çok iyi becerecektir. Yükselmek için her şeyi yapmaya hazırdır Fouché; çirkin bir kadınla babasının nüfuzu için tereddüt etmeden evlenmiştir. Siyasete, Fransız İhtilali sonrası liberal jirondenler yanında giriyor.  Siyaset rüzgarının jakobenlerin gemisinin yelkenlerini doldurmaya başladığını görünce onlara katılıyor ve 16. Louis’nin idamı lehinde oy kullanıyor. Lyon’da görev alıyor ve devrim karşıtlarına, kralcılara ve kilise mensuplarına karşı korkunç katliamlara girişiyor. İnsanları, ‘milli ustura’ denilen giyotine tek tek göndermenin zaman aldığı gerekçesiyle üzerlerine top ateşlettirerek toplu olarak katlettiriyor. Şöyle savunuyor bu yaptıklarını: “Evet, iki yüz hükümlüyü bir yaylım ateşiyle öldürdük, bundan ötürü bizi suçlayanlar var. Ama bunun da bir duygululuk önlemi olduğu anlaşılmadı mı yoksa! Yirmi kişi giyotinle öldürülürken en sonuncusu sırası gelinceye kadar yirmi kez ölür. Oysa bizim buluşumuzla yirmi hain birden geberdi.” Adı –haliyle- ‘Lyon celladına’ çıkıyor. Devrimin en önemli isimlerinden radikal jakoben Robespierre’in giyotine gönderilmesini tezgahlıyor. Jakobenlerin iktidardan düşmesiyle önceleri unutuluyor. Milletvekili aylığı kesiliyor, aile servetini San Domingo ayaklanmasında kaybediyor. Birkaç yıl sefil bir hayat sürüyor. Ama o dönemde siyaset öylesine kelle koltukta yapılıyor ki Fouché âlâyı vâlâ ile siyasete yeniden giriyor. Direktuvar (1795- 1799 arasındaki yönetim) iktidar endişesini en fazla hissettiği bir zamanda onu Güvenlik Bakanı yapıyor. Güvenlik Bakanlığı onun için, hainliği sanat haline getirebileceği bir makam. İlk icraatlarından biri, bir zamanlar başkanı olduğu Jakobenler Kulübünü kapatmak oluyor. Öyle bir güvenlik ağı kuruyor ki, kimsenin kendini bu ağdan kurtarmasına neredeyse imkan yok. Artık hiç olmadığı kadar güçlüdür; çünkü hemen herkesin aleyhine kullanabileceği bilgiler var elinde. Kullandığı insanlar arasında yılda üç yüz şapka ve yedi yüz giysi satın alan, paralı casusların en pahalısı, geleceğin İmparatoriçesi Josephine Beauharnais bile var.

 
Napolyon’u İmparator yapacak olan darbe 1799’un 18 Brumaire günü gerçekleşiyor. Darbeyi hükümete bildirmesi gereken Fouché’dir. Fakat o darbe sırasında ikili oynayacak, kazananın yanında yer almak için rengini pek belli etmeyecektir. Darbe başarıya ulaşır ve Napolyon Fransa’nın ve Avrupa’nın İmparatoru olmuştur. Napolyon’un yeni Güvenlik Bakanı gene Joseph Fouché olur. Fouché yapacağını yapmış ve kazanandan yana yerini almayı becermiştir. O günlerde Paris’in kenar semtlerinden birinde “Saint Cloud’un Rüzgar Fırıldağı” adlı bir oyun sahneleniyor. İsimler değiştirilse de seyreden herkes biliyor ki oyunun konusu Fouché ve çevirdiği dolaplardır. Napolyon’un etrafını saranlar, ona dönekliği, hainliği bu kadar ayyuka çıkmış birine güvenmemesi  ve Fouché’yi uzaklaştırması gerektiğini söylüyorlar. İktidarının en güçlü dönemini yaşayan Napolyon tavsiyelere uyuyor ve Fouché’yi bakanlıktan alıyor ve ona Senatoda bir üyelik veriyor. Napolyon ancak iki yıl Fouché’yi uzakta tutabiliyor ve ona yeniden ihtiyaç hissediyor. Napolyon için bile tarihin bu en mutantan döneminde iktidarını korumak şüphesiz çok zordu. 1804 yılında Fouché yeniden Napolyon’un Güvelik Bakanı koltuğuna oturmuştur. 1809’a gelindiğinde sadece bakan değil artık bir düktür de, Otranto Dükü. Bir zamanlar çocuklarına süt alacak parası bile olmayan Fouché, 20 milyon Frank servetiyle Fransa’nın en zengin ikinci adamıdır. Neredeyse bütün serveti aldığı rüşvetlerden gelmektedir.
 
Fouché, İngilizlerle girdiği gizli ilişkilerin ifşa olması sonucu görevinden alınır ve Napolyon’un hışmına uğramamak için ülkeden ülkeye, şehirden şehre durmadan kaçar. En sonunda güç bela bir izin çıkararak evine döner. Napolyon’un askerî zaferleri birbirini izlemektedir, tâ ki altı yüz bin askerle Moskova Seferi’ne çıkılıp geride sadece kırk bin askerin kaldığı büyük yenilgiye kadar. Napolyon iktidarının zora girdiğini anladığında Fouché’yi, ihanetinden korunmak için Paris’ten uzak tutmak ister, onu Napoli’ye gönderir. “Fouché gibi biri bugünün koşulları altında Paris’te bırakılamaz” demiştir.
 
Sonuçta Napolyon’un iktidarı sona erer ve XVIII. Louis Kral olur. Yeni hükümet Napolyon’un Dışişleri Bakanlığını da yapmış ve en az Fouché kadar dalavereci ve Fouché’den tiksinen Talleyrand’ın başkanlığında kurulmuştur. II. Mahmûd döneminde Fransız elçiliği görevinde bulunmuş Halet Efendi’nin hiç hazzetmediği ve “papaz bozuntusu” dediği Talleyrand’ın nasıl bir karakteri olduğunu en güzel anlatan hikayecik şöyledir:
1838’de Talleyrand ölür. Kral XVIII. Louis’ye ölümü bildirildiğinde Kral şunu söyler:
“Ölmüş mü? Maksadı ne acaba?”
 
Joseph Fouché yeni iktidara yaptığı tüm dalkavukluklara rağmen önceleri bir makam elde edemez ve sarayına döner. İşi zamana bırakır. Nasıl olsa ona yine başvurmak zorunda kalacaklardır. Haberlere göre Napolyon, sürgün yeri olan Elbe Adasından kaçıp altı yüz adamıyla yeniden İmparator olmak gayesiyle savaşmaya gelmektedir. Napolyon’u durdursun diye gönderilen Mareşal Ney Napolyon’un eski silah arkadaşıdır ve ordusuyla birlikte Napolyon’a katılır. Çaresiz bir duruma düşen Kral’a önerilen ilk isim Joseph Fouché olur. Birkaç hafta evvel kimsenin görmeye tahammül edemediği Fouché şimdi hükümette görev alması için tehdit edilmektedir. Fakat Fouché kaybedenin yanında yer almayı asla sevmeyen biridir ve olacakları tahmin ederek bu teklifi geri çevirir. İktidarını bir türlü tahkim edemeyen Kral XVIII. Louis bir süre sonra iktidarı yeniden Napolyon’a bırakmak zorunda kalır. Fouché tahmininde yanılmamıştır, Napolyon yeniden İmparator olur. Fakat bilmektedir ki iktidarı eskisi gibi muhkem değildir. Napolyon, böyle bir durumda Fouché gibi birine ihtiyacı olduğu bilmektedir ve bir hain olduğunu bile bile onu yeniden Güvenlik Bakanı yapar. Bu yeni dönem sadece yüz gün sürecektir. Napolyon İngilizlere karşı Waterloo Savaşını kaybeder ve bu kayıp onun İmparatorluğunun da sonu olur. Fouché Napolyon’un ardından çevirdiği dolaplar sonucu iktidarı ele geçirir. Şimdi Fransa’nın hâkimidir ve ihanet edecek bir efendisi de yoktur. İktidarının uzun sürmeyeceğini hissetmiş olmalı ki, XVIII. Louis ile bir anlaşma yapar ve sarayın kapılarını ona yeniden açar. XVIII. Louis de 22 yıl önce 1793’te kardeşi XVI. Louis’yi giyotine gönderenlerden biri olan Fouché’yi yeniden Güvenlik Bakanlığına getirir. Fakat Fouché için artık son yaklaşmıştır. Kral’ın yeğeni, XVI. Louis ve Marie Antoinette’in kızı sarayda yaşamaktadır ve anne ve babasını ölüme gönderen Fouché’den intikam almak için hiç sabrı yoktur. Kral, ihtiyacı olacağını bildiği halde ailesinin isteklerine boyun eğerek Fouché’yi görevden alır. Fouché bir anda kimsenin görmek istemediği, yardıma yanaşmadığı biri olup çıkmıştır. Zengindir ama ‘itibarı’ yerlerde sürünmektedir. Hiçbir ülke onu kabul etmek istemez. Hayatı Avusturya’nın taşra şehirlerinden birinde, 1820’de Trieste’de son bulur.
 
Fouché dönektir, haindir, düzenbazdır, dalkavuktur, her devrin adamıdır hatta Türkçe’deki deyimlere başvuracak olursak eyyamcıdır, cırtı bozuktur, macuncu fırıldağı gibidir. Fakat onun bu karakterini bile bile onunla ‘iş tutanlar’ nasıl bu sıfatlardan berî olabilirler. Bir Fransız siyasetçi, Valery Giscard d'Estaing’ın söylediği gibi, fırıldağa bakıp onu döndüren rüzgarı görmemek şüphesiz hatadır. Siyaset doğası gereği bu tip döneklerle nefes almaktadır. Yoksa başta Türk siyasetinde olmak üzere Fouché’ye bile ‘rahmet’ okutacak bir çok döneğin sahne-i siyasette arz-ı endam etmesi nasıl açıklanabilir ki?
 
Fatih Yıldız
Bu köşe yazısı 5898 defa okunmuştur.
Yorum Yaz

YORUMLAR

Halilibo:
o sayın Fatih üstat sizi gibi değerli insanları buralarda görmek ne güzel, umarım keskin kaleminizi böyle kullanmaya devam edersiniz.
16.02.2012 18:15:12
Abidin Emmi:
Sayın Yıldız Rivayet olarak denirki;Mevlana ciltler dolusu yazdığı Mesnevisini Yunus Emreye göndererek okuyup fikrini söylemesini ister. Yunus Emre Mesneviyi okuduktan sonra 2 cümleyle cevap veriri. "Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm" diye yazsaydın yeterdi der. Elinize sağlık bilgiyle dolu bir yazı olmuş ama yazınız daha kısa olabilirmiydi diye düşünüyorum
16.02.2012 22:24:13

YAZARIN TÜM YAZILARI

“En Kusursuz Aşağılık Dönek” - 16 Şubat 2012 Perşembe 18:04
Yakın Zaman da Aranızda Olacağım - 16 Şubat 2012 Perşembe 17:58
YAZARLAR
ANKET
Hangi Sorunun Cevabını Merak Ediyorsanız? Söyleyin Halkımıza Soralım.