22.10.2017
29.08.2011 14:54

Regayip Kurtoğlu

Hayatı Iskalamayın

Bazen öyle değerlerle karşılarsınız ki farkına varmadan geçip gidersiniz.

Şehrinizde bir müze vardır, başka insanlar binlerce kilometreden gelir müzeyi ziyaret eder, siz ömrünüzde bir kez olsun vakit ayırmazsınız.

En değerli dostlarınızı ihmal edersiniz, yokluğunda iş işten gemiş olur.

Anne babanızı ihmal edersiniz, dar-ı bekaya yolculuk yaptıklarınızda anlarsınız kıymetlerini.

Yanı başınızda saygıyı hak eden nice insanlar vardır da, bir güzel cümle ile gönüllerini almazsınız.

Kıymet bilmeyene kıymet verilmez.

Hayatı ıskalamayın.

Hayata yaşamak için geldik, hayattan keyif alalım. Etrafınıza dikkat kesilelim, değerlerimize sahip çıkalım. Hayat trafiği değerlerimizi es geçirtmesin bizlere.

İşte "Metrodaki kemancı" bu hislerimi anlatmaya yeter.

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
 
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır.
Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
 
En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur.
Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...
 
Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Değerleri okurlarımın Ramazan Bayramlarını tebrik ederim.

Bu köşe yazısı 6256 defa okunmuştur.
Yorum Yaz

YORUMLAR

kadir akan:
Bir insanın hayatımızdaki yeri ve ona verdiğiniz değeri üzerimizdeki elbiseler ve bulunduğumuz makam ve mevki belirliyorsa eğer söylenecek bişey kalmamış demektir zaten. Vefa ne bir semt ismi, ne de bir bozacı olmamalı. Hayatımızın biryerlerinde bulunmuş olanları bayramıda bahane ederek hatırlamak, unutulmadığını iki dakikalık bir telefon görüşmesiyle de olsa hatırlatmak hem birilerini memnun eder, hem de kendin memnunu olursun. Evet hayat devam etmektedir, ve yarının sana ne getireceğini kim bilebilirki? Üzerindeki elbiseye bakarak veya bulunduğu makama bakarak birilerine değer veriyorsan eğer, her şeyi boş geç, gönlünde ne bişey yer etmiştir, ne de söylenecek bişey vardır. Söz söyleyip yorulmaya ne hacet,
30.08.2011 20:01:07
ahmet pehlivan:
regaip bey;çok güzel bir yazıydı teşekkürler...
2.09.2011 00:36:22
mehmet erkoç:
Çok güzel olmuş sınıf arkadaşım..Eline sağlık..Bazen benimde başıma geliyor.
25.10.2011 18:06:34
erol tekin:
tbrk ediyorum yazınız harika olmuş zevkle okudum çok beğendim saygılar
17.11.2011 21:14:45
Ahmet Özdemir:
Sayın yazar yazınız çok güzel olmuş. Elinize sağlık. Keçili köyünden, Sağlık Bakanlığı Baş Müfettişi Ahmet ÖZDEMİR
7.04.2012 23:26:36
osman uludağ:
yazı çok güzel ama ben bu yazıyı daha önce yine bu köşede okumuştum...
23.09.2013 15:05:10

YAZARIN TÜM YAZILARI

Hayatı Iskalamayın - 29 Ağustos 2011 Pazartesi 14:54
Nükleer Santral Yapılmalı mı? - 16 Mart 2011 Çarşamba 10:25
Kırıkkalemizden Rahatsızım - 8 Mart 2011 Salı 10:15
Ben Kırıkkaleliyim - 24 Şubat 2011 Perşembe 15:15
AK Parti ile 8 yıl geçti, 8 yıl daha - 28 Ocak 2011 Cuma 15:51
MHP’liler Kızmasın Diye Yazmadım - 15 Ekim 2010 Cuma 17:24
Herkes Asli Görevine: Marş Marş - 16 Eylül 2010 Perşembe 18:40
Hayırcılar Bir Kez Daha Yenilmeye Mahkumlar - 19 Ağustos 2010 Perşembe 17:49
Turgut Özal'a Yaptığınızı Tayyip Erdoğan’a Yapmayın - 8 Haziran 2010 Salı 20:11
Avustralyalı Nurun Abdülhamit ve Tayyip Erdoğan - 3 Haziran 2010 Perşembe 11:34
Önder’imiz Kemal mi, Balon Kemal mi? Solcu Gandi mi? Çakma Gandi mi? - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 11:21
Baykal’a Çalım Atan Kişi Önüne Geçen Kişidir - 23 Mayıs 2010 Pazar 20:26
Doğan Görünümlü Şahinler, Atatürkçü Görünümlü İnönücüler - 4 Mayıs 2010 Salı 23:32
Bak Gökhan’ım Seni Aydınlatayım - 22 Şubat 2010 Pazartesi 10:02
Ahmet Cevdet Paşa Asrı, Mustafa Kemal Atatürk Asrı ve Recep Tayyip Erdoğan Asrı -2- - 17 Şubat 2010 Çarşamba 00:03
Ahmet Cevdet Paşa Asrı, Mustafa Kemal Atatürk Asrı ve Recep Tayyip Erdoğan asrı (1) - 14 Şubat 2010 Pazar 19:27
Mayonez Kavanozu ve Kahve - 2 Şubat 2010 Salı 00:29
İsrail ile Ne Zaman Dost Oluruz ? - 18 Ocak 2010 Pazartesi 10:50
Ve Beklenen Oldu! - 4 Ocak 2010 Pazartesi 12:43
Kaçma İhtimalleri Bulunmuyormuş! - 22 Aralık 2009 Salı 23:25
Biz Türkler Kürtlere Karşı İçimizde Ne Besliyoruz? - 15 Aralık 2009 Salı 23:54
Bombayı Çocuklar Oradayken Patlatın Çocuklar. - 1 Aralık 2009 Salı 22:28
Yabancı Öğrenci Açılımı ve Kırıkkale - 16 Kasım 2009 Pazartesi 17:54
Kırıkkaleli Esnaf Hemşerilerime Tavsiyemdir - 2 Kasım 2009 Pazartesi 12:50
Tam da İsrailli Turistler Rezervasyonlarını İptal Ediyorlar Haberini Beklerken.. - 21 Ekim 2009 Çarşamba 21:09
Türkiye’nin Grafiği Yükselirken Kırıkkale’nin Grafiği Ne Durumda - 17 Ekim 2009 Cumartesi 11:21
Selamün Aleyküm - 28 Eylül 2009 Pazartesi 23:05
Kırıkkale'den Kısa Kısa - 23 Eylül 2009 Çarşamba 23:26
YAZARLAR
ANKET
Hangi Sorunun Cevabını Merak Ediyorsanız? Söyleyin Halkımıza Soralım.